Bursa
İli’nin batısında yer alan Uluabat Gölü, il merkezine 35 km
uzaklıkta ve batıya doğru 25km uzunlukta, kuzey-güney
doğrultusunda 160 km2 yüzey alanına sahiptir.
Deniz
seviyesinden 8-9 m. yükseklikte bulunan göl, kabaca üçgen
biçimli olup doğu-batı yönünde uzunluğu 23-24 km., genişliği ise
12 km. kadardır. Göl alanı yıllara ve mevsimlere göre değişiklik
göstermektedir. Göl alanı için bugüne kadar verilmiş en yüksek
değer 24.000 hektar, en düşük değer 13.500 hektardır. Gölün
güney-batı kıyıları 1993 yılında yapılan seddelerle çevrilmiş ve
gölün bu kesimi tarıma açılarak geçmişte olduğu gibi geniş
alanlara yayılması engellenmiştir.
Gölün
ortalama derinliği 2.5 metredir. Büyük bir bölümü oldukça sığ
olup, bu kesimlerdeki derinlik 1-2 metre arasında değişmektedir.
En derin yeri Halilbey Adasındaki 10 metreyi bulan çukurluktur.
Gölün
oluşumu hakkında iki farklı görüş vardır: A.PHİLİPPSON ve E.LAHN;
Neojende Bursa-Gönen depresyonu çöküntü alanında büyük bir
tatlı su gölünün oluştuğunu; Neojen sonu veya Kuvaternerde
meydana gelen hareketler sonucu, bu göl alanında 4 adet küçük
küvetin oluştuğunu diğer iki küvetin (Bursa ve Gönen)
alüvyonlarla dolduğunu ve geriye Uluabat ve Kuş Göllerinin
kaldığını bildirmektedirler. Emre ve Kazancı ile arkadaşları ise
(1997) Pliyosende tektonizmaya bağlı olarak meydana gelen
Bursa-Gönen çöküntü alanının başlangıçtan Kuvaternerin sonlarına
kadar karasal halde iken, daha sonra yöredeki menderesli
akarsuların taşıdıkları alüvyonlarla yataklarını tıkamaları
sonucunda Uluabat ve Kuş Göllerinin oluştuğunu; her iki gölün de
tipik birer alüvyon-set gölü olduklarını kabul etmişlerdir.
Her iki görüş de değerlendirildiğinde göllerin tektonik çöküntü
alanında oluştuğu ve biçimlenmelerinde yöredeki akarsuların
etkisinin büyük olduğu görülmektedir.
Gölün
kuzey kıyıları diğer kesimlere göre nispeten girintili
çıkıntılıdır. Kuzeyde kalker yapılı iki yarımada (Eskikaraağaç
ve Gölyazı ) bulunmaktadır. Yine göl içerisinde yapılarında
kalkerlerin egemen olduğu 7 adet ada bulunmaktadır. Bu adaların
en büyüğü Halilbey adasıdır.
Göl
suyu koloidal kil ihtiva ettiği için sürekli bulanıktır ve
dolayısıyla ışık geçirgenliği çok azdır. İlkbaharda göle giren
süspanse maddelerin artışına bağlı olarak ışık geçirgenliği 22
cm.ye kadar düşebilmektedir. Göldeki fitoplanktonların baskın
durumuna göre göl suyuna bazen yeşilimsi-sarı, bazen de
grimsi-sarı renkler hakim olmaktadır.
Gölü
besleyen en önemli su kaynağı Mustafa Kemalpaşa Çayı'dır. Göl
dibindeki ve çevresindeki karst kaynakları ile yağışlı
dönemlerde göle ulaşan küçük dereler gölün beslenmesine katkı
sağlamaktadır. Ayrıca, gölün güneybatısındaki tarım alanlarının
drenaj suları da göle verilmektedir. Göle giren su miktarı
mevsimlere ve yıllara göre büyük değişiklik göstermektedir.
Gölün fazla suları gölün batısındaki Uluabat Deresiyle Susurluk
Çayı'na ve bu çay vasıtasıyla da Marmara Denizi'ne
boşalmaktadır. Ancak, göl su seviyesi Uluabat Deresinin altına
düştüğünde dere göle doğru akışa geçerek gölü beslemektedir.
Ayrıca, göden pompalarla su çekilmekte ve göl çevresindeki 6350
hektar tarım arazisi sulanmaktadır.
Göl,
başta su ürünleri üretimi olmak üzere sulama suyu amacıyla
kullanılmaktadır. Uluabat Gölü etrafında Gölyazı ve Akçalar
Beldeleri ile Fadıllı, Akçapınar, Doruk, Uluabat, Kumkadı,
Karaoğlan, Gölkıyı ve Eskikaraağaç köyleri yer almaktadır.
Flora
ve Vejetasyon
Uluabat
Gölü, sucul bitkiler yönünden ülkemizin en zengin sulak
alanlarından biridir. Gölün hemen hemen bütün kıyıları geniş
sazlıklarla, sığ kesimleri ise su içi bitkileri ile kaplıdır.
Bütün
sulak alanlarda olduğu gibi, Uluabat Gölü’nde de en yaygın
bitki grubu kamış ve sazdır. Pharagmites australis’in hakim
olduğu yerlerde yem kanyaşı, su sandalye sazı ve Stachys
palustris görülmektedir. Gölün kuzeybatısındaki geniş sulak
çayırlıklarda, deniz sandalye sazı hakimdir. Alanda görülen
diğer türler, bataklık sandalye sazı, Agrostis stohonifea ve
mızraklı kaşık otudur.
Uluabat
Gölü, Türkiye'nin en geniş nilüfer yataklarına sahiptir. Beyaz
nilüfer gölün kuzeydoğu kıyılarında ve Mustafakemalpaşa Çayı'nın
göle giriş ağzında çok geniş alanları kaplamaktadır.
Nilüferlerin bulunduğu alanlarda tilki kuyruğu, kıvırcık su
sümbülü ile su sandalye sazı görülmektedir. Gölün kuzeydoğusunda
ise, nilüferlerle birlikte dik sığır sazı ve Paspalum paspolodes
bulunmaktadır.
Tilki
kuyruğu ve su sümbülleri gölde yaygın olarak görülen diğer bitki
türleridir. Tilki kuyruğu gölün güneybatı ucunda ve
Mustafakemalpaşa Çayı’nın döküldüğü yerlerde saf topluluklar
oluşturmaktadır.
Gölün
güneybatı kesimlerinde ılgınlar, tuzcul karakterli Salicornia
üyeleri, Artemisia santericum, Hordeum marinum ve Bromus
hordeaceus yaygındır. Yine Mustafakemalpaşa Çayı’nın döküldüğü
yerde söğüt ve ılgınlardan oluşan bitki toplulukları
bulunmaktadır.
Fauna ve Ornitolojik Önemi
Uluabat Gölü, biyolojik üretim yönünden eutrophic (bol gıdalı)
göllerimizden biridir. Planktonlar ve dip canlıları bakımından
zengin oluşu, değişik türden çok miktarda canlının üremesi ve
beslenmesi için ideal bir ortam oluşturmuştur. Göldeki
yüz binlerce kuşun varlığı bunun en önemli göstergesidir ve bu
bakımdan Avrupa ve Ortadoğu'nun da en önemli sulak alanlarından
biridir. Gölde 21 değişik balık türü saptanmıştır. Diğer göller
ile karşılaştırıldığında bu sayı oldukça yüksektir.
Anadolu'ya kuzeybatıdan giren kuş göç yolu üzerinde yer alması,
önemli kuş alanlarından Kuş Gölü'ne çok yakın mesafede (35 km)
bulunması, besin maddelerince oldukça zengin olması ve uygun
iklim koşullarının var oluşu değişik türden kalabalık kuş
gruplarının alanda beslenmesine, kışlamasına ve üremesine olanak
sağlamaktadır.
Uluabat Gölü, dünya çapında yok olma tehlikesi altında olan kuş
türlerinden küçük karabatağın ülkemizdeki en önemli üreme
alanıdır. Türkiye'deki toplam kuluçka popülasyonu 1500 çift
olarak tahmin edilen türün, 300 çifti alanda kuluçkaya
yatmaktadır. Gölde üreme dönemi dışında da önemli sayıda küçük
karabatak barınmaktadır. Uluabat Gölü yine dünya çapında yok
olma tehlikesi ile altında olan tepeli pelikanın da önemli
beslenme ve kışlama alanlarından biri olup, Ekim 1994’de gölde
136 bireylik popülasyonu kaydedilmiştir.
Gölde,
kuluçkaya yatan diğer önemli türler;Alaca balıkçıl,
kaşıkçı,küçük ak balıkçıl, ve çeltikçi, küçük balaban, gece
balıkçılı, erguvani balıkçıl, saz delicesi, bataklık kırlangıcı,
mahmuzlu kız kuşu , bıyıklı sumru, kara sumru gölde kuluçkaya
yatan diğer kuş türleridir.
Koruma
ve Yönetim
Uluabat Gölü'ndeki koruma çalışmaları Çevre Bakanlığı tarafından
yürütülmektedir.
Uluabat Gölü, 15.04.1998 tarih ve 23314 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak Ramsar (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak
Uluslar arası Öneme Sahip Sulak Alanların Korunması) Sözleşmesi
Listesine dahil ettirilmiş ve RAMSAR ALANI olarak ilan
edilmiştir. Dolayısıyla alanın
doğal yapısı ile ekolojik karakterinin korunması uluslararası
düzeyde taahhüt edilmiştir.
Gölün
doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunabilmesi için göl
yönetim planı hazırlanmış, ayrıca etkin bir izleme ve denetim
sağlanabilmesi için yerel, kurumsal bir yapı oluşturulmuştur.
ULUABAT GÖLÜ’NÜN KİRLETİCİ
KAYNAKLARI
·
M. Kemalpaşa Çayı (Kirmasti Çayı )
Gediz
civarından doğar. Orhaneli ve Emet çayları ile M.Kemalpaşa
ilçesi civarında Camdara mevkiinde birleşir. M.Kemalpaşa çayı
adı ile 40 km.lik bir yoldan sonra Uluabat Gölüne ulaşır.
·
Emet Çayı
Gediz
ilçesi civarından doğar. Önce Emet
çayına daha sonra Uluabat gölüne katılır.
·
Orhaneli Çayı
Orhaneli çayının kirletici kaynaklarını Tavşanlı, Tunçbilek,
Orhaneli ve Keles ilçelerinin evsel ve endüstriyel nitelikli
atıksuları oluşturur.
·
Azatlı Drenaj Kanalı
M.
Kemalpaşa’da bulunan 52 adet deri işletmesinin atıksuları bu
drenaj kanalına deşarj edilmektedir. Bu atıksular Uluabat pompa
istasyonuna gelmekte, burada pompalar yardımıyla Uluabat Gölüne
deşarj edilmektedir.
·
DSİ Tahliye- 8 Kanalı
Azatlı
drenaj kanalına bağlanmaktadır.
·
DSİ Tahliye -10 Kanalı
Canbolu - Uluabat seddesine paralel olarak yer almaktadır. |